|
DUALAR TEDAVİDE NE KADAR ETKİLİ
Dr. Mehmet Özün 'Şifayı
Yüreğinde Ara" kitabında bu konuda önemli
bilgiler bulunuyor. Açık olarak itiraf edilmese de çoğu doktorlar, umutsuz
bir biçimde ölüme doğru sürüklendiği halde
açıklanamaz şekilde hayatta kalan
birçok hastaya rastlamışlardır. Açıklanamaz demek, kuvvetli bir dua dozunu
sevenlerin, yabancıların, yakındaki ve uzaktaki insanların istenmiş ya da
istenilmemiş duaları hesaba katmamak demektir. Bu belki
de insanlık tarihinin en eski sağlık terapisidir.
Yazar ve Dallas Medical City Hastanesindeki
eski personel şefi Dr. Larry Dossey'nin
kaydettiği gibi, bu, "modern tıbbın en sıkı korunmuş sırlarından
biridir."
İncelemeler,
Amerika'daki göreneklere uymayan bütün tedavi uygulamaları
içinde duanın en yaygın metod olduğunu göstermektedir ve kadınların yüzde 91'i,
erkeklerin ise yüzde 85 i tarafından kullanılmaktadır. Kalp servisimize kabul
edilen hastaların çoğu, duanın tek tamamlayıcı doktorluk yöntemi olduğunu
söylemişlerdir.
San Francisco'daki Kaliforniya
Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin kardiyologlarından
Dr. Randolph Byrd kalp krizi geçirmelerinden şüphelenilen dört yüze yakın
hastayı incelemiştir. Bu hastalar rastgele iki gruba bölünmüşler;
her iki grubun hastalarına da en güncel tedaviler uygulanmıştı. Bir
gruptakilerin ilk adlan çeşitli Protestan ve
Katolik gruplarına verilmiş, bu gruplardan sözkonusu hastalar için dua etmeleri
istenmişti. Kimin için dua edildiğini veya edilmediğini ne doktorlar, ne
hemşireler, ne de hastaların
kendileri biliyorlardı.
Kendileri için dua edilen
hastalarda kalp yetersizliği daha az görüldü. Antibiyotik ihtiyaçları
diğerlerinden beş kat. idrar söktürücü ihtiyaçları ise üç kat daha azdı.
Kendileri için dua edilenler grubundan daha az hastada
zatürre görüldü. Kendileri için dua edilenlere sanki bir mucize ilaç
verilmişti.
Ve ülkenin öbür yanında edilen
dualar da hastaneye yakın gruplar tarafından
edilenler kadar etkili olmuştu. Yayımlanan başka kontrollü çalışmalar,
insanların, oluşumların gelişme hızını hem birkaç adım öteden. hem de yirmi beş
kilometre kadar uzaklıklardan sırf zihinleriyle etkileme yeteneklerini
kıyaslamıyor. Bu çalışmalarda mesafenin bir anlam taşımadığı
ortaya çıkmıştır. Etkinin gücü ister uzaktan, ister yakından olsun aynıydı
Dua, mesafeyle gücü azalan elektrik gibi
alışageldik bir enerji biçimi değildir.
"Yollanan" veya "Kabul edilen" bir enerji de değildir. Bilim adanılan, duanın
uzaktan etkisini nasıl gösterdiğini, geleceği dahi nasıl etkilediğini hâlâ
açıklayamamakla beraber, kuantum fiziğiyle gaybdan haber verme gibi farklı
alanlardaki tekrarlanır deneylerin günün birinde bu tür olaylara açıklık
getirmesi mümkündür.
Dr. Randolph Byrd
araştırmasının sonucunda şu hükme varmıştır, "Columbıa
Presbyterian'de dinsel hizmetler dualar, öğüt vermeler ve dinsel törenler
son yıllarda yaygınlaşmaktadır ve doktor olarak
pek azımız sadece yüzde 35'imiz hastalara ruhsal destek vermekte rahat olduğu
muz için din adamlarını davet etmekteyiz. Ama din adamlarını sadece ölenler
veya ölümün eşiğinde olanlar için son dinsel görevleri yapmaları için çağıracak
olsak, öyle sanıyorum ki. hastalan iyileşmelerine doğru bir başka olası
yardımdan yoksun etmiş oluruz."
|